18.09.2010 dan sonra…

Rekabet Kurulu’nun intifalara ilişkin kararlarının dağıtım şirketlerince nasıl uygulanacağı henüz netlik kazanmazken, istasyonlardan gelen bilgiler, dağıtıcıların yeni bir taktikle bayiler üzerinde baskı uygulama yoluna gittiklerini göstermektedir. Nedir bu taktik ?

Dağıtıcılar, intifaları 18.09.2010 da bitmesi muhtemel ve Rekabet Kurulu kararına uygun istasyonlara uğrayarak, intifa ve bayilik sözleşmelerini bugünden sonlandırıp, “yeniden 5 yıllık sözleşme yapalım, yoksa sana açacağım davalar sonucunda bütün zararlarımı, hibelerimi, kredilerimi geri isterim, bunları ödeyemezsin” şeklinde açıkça tehdit gösterilerine başlamışlardır.

Bayiler ise, acaba benden ne kadar para alırlar, davayı kazanırlarsa mahvolurum endişesiyle, biten intifaların üzerine yeniden intifa yapmak durumunda kalmaktadırlar. Burada bayi ya da dağıtıcı adeta poker oyuncusu gibidir. 18.09.2010 tarihinden sonra meydana gelebilecek olasılıkları karşı tarafa kendi lehine gibi sunan taraf, bu oyundan galip çıkacaktır. Nedir bu olasılıklar ?

1-18.09.2010 da dağıtıcı intifayı kaldırmayacaksa, bayii Rekabet Kurumu’na başvuracak, oradan karar alacak ve bu kararla hukuk mahkemesine başvurarak intifayı kaldırmaya çalışacaktır. İntifa kalktıktan sonra dağıtıcı, zararlarını tazmin için dava açacaktır. Elinde olan ipotek, çek, senet, teminat mektubu gibi tüm kozlarını kullanacaktır.

2-18.09.2010 tarihinde dağıtıcı intifayı kaldıracak ve fakat zararlarını tazmin için dava açacaktır. Elinde olan ipotek, çek, senet, teminat mektubu gibi tüm kozlarını kullanacaktır.

3-Taraflar anlaşacak, dağıtıcı intifayı kaldıracak, bayi de dağıtıcının zarar taleplerini yerine getirecektir.

Görüldüğü gibi 3. olasılık dışında her iki durumda da taraflara mahkeme yolu gözüküyor.

Mahkemede davayı kazanmanın kuralları vardır. Bu kurallar yasalarda açık olarak sayılmıştır. Tarafların kendi kendine “ben haklıyım, bu davayı kazanırım” demesi yeterli değildir. Burada yeterli olacak tek ölçü, kendince haklı olmanın hukuk düzenince de korunmasıdır. Yani hukuk düzeni görünürde haklılığı değil, hukukun gösterdiği şekilde haklılığı korumaktadır. Bu sebeple taraflar arasındaki tüm sözleşmeler ve belgeler hukukçularca incelenmeli ve hukuken haklı çıkılamayacak durumda sulh yoluna gidilmelidir. Ya da hukuken haklı iken manevi baskı yoluyla bir kısım zararlara meydan verecek biçimde sulh yoluna gidilmemelidir.

Özetle, 18.09.2010 tarihi gelmeden, durumunuzun ne olduğu konusunda tam bir fikir sahibi olmak için tüm belgelerinizle avukatınıza başvurun. Ondan, yapılabilecekler konusunda fikir alın, hangi durumda hangi yolu seçmeniz gerektiği konusunda yol haritanızı hazırlamasını isteyin.

Zaman çok çabuk geçiyor ve 18.09.2010 neredeyse kapınızda.

Twitter Digg Delicious Stumbleupon Technorati Facebook

7 Cevaplar | “18.09.2010 dan sonra…”

  1. Sayın editör.
    1-)dağıtıcı şirket intifa koyarken yıllık 1000 tl rakamla 15 yıllık intifa için 15000 tl bedel gösteriyor tapuda.
    2-)Ariyet olarak da istasyon malzemeleri veriyor yatırım diye
    3-)Hibe veririken de verdikleri hibe karkşılığında bayilere hizmet bedeli faturası kestirerek kdv sini ve vergisini bayiye ödetiyorlar.
    Yani görünürde bayi dağıtıcıya verdiği bayilik hizmetinin karşılığında faturasını kesiyor ve parasını alıyor.
    4-)Bayiyle dağıtıcı arasında 15 yıllık intifaya karşılık hibe verilecektir diye bir anlaşma yoksa; (ki öyle olsa alınan hibenin vergisini dağıtıcı 15 yılda düşmesi gerekmezmi?)
    5-)Muhasebe de hesaplar sıfır görünüyorsa,
    Burada dağıtıcının intifanın erken bitmesinden zararı sadece 15 yıllık intifa koyma bedeli olan (1000 tl) nin yararlanamadığı yıllar için olan kısmı değilmidir. Zaten yaptığı diğer yatırımlar tamamen ariyet alır gider ??

  2. sayın editör.
    değerli görüş ve cevaplarınızı bekliyoruz

  3. Sayın Murat bey

    Bütün bu soruyların karşılığı yargılamada ortaya çıkar. Ancak siz intifa ve bayilik sözleşmelerinizi yaparken neden bir avukattan yardım almıyor ve basiretli bir tüccar gibi davranmıyorsunuz. Böyle yazdığımızda da bize kızan arkadaşlar oluyor. Yargılama sırasında da yeterli savunma yapılmazsa dağıtım şirketi bu söylediklerinizi kendi lehine çevirerek geri alır. Haklısınız ama önemli olan haklı olmak değil hukuk alanında haklı sayılmak.

  4. Name (required) 10. May, 2011 | 12:07

    sayın editör akaryakıt dağıtım şirketi geriye dönerek taahüt etmiş olduğumuz yakıtı çekmememizden dolayı 8 yıllık kar mahrumiyeti isteyebilirmi.ayrıca sözleşmede 2 yıl üst üste taahüdünüzü yerine getirilmez ise bayiliğin fes edieceği yazılmakta ve bizlere fax yoluylada bildirildi.bu kanuda bilgilerinizi aydınlatmanızı bekliyorum.saygılar

  5. Name (required) 10. May, 2011 | 12:13

    sayın editör intifa koyma ve intifa kaldırma masrafları kime aittir.masraflarının hesaplanmasını.intifada süre koyarsak kendiliğinden düşermi bilgilendirirseniz sevinirim.saygılar

  6. Sayın Hulki bey, sözleşmelerdeki cezai şartlar geçerlidir. Sözleşmede yazılı şartlar çerçevesinde istenebilir. Ancak her olayın kendine has özellikleri de olabilir. Bu sebeple sözleşmelerinizi ve durumunuzu bir avukata açıkça anlatın ki ona göre size bir cevap verebilsin.

  7. Sayın Hulki bey, intifa konulurken harçlar lehine intifa hakkı tesis edilene, yani dağıtım şirketine aittir. Kaldırırken ise tapu malikine aittir.