<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>İsteyene bireysel muafiyet şarttır&#8230; yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.istasyonlaw.com/isteyene-bireysel-muafiyet-sarttir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.istasyonlaw.com/isteyene-bireysel-muafiyet-sarttir/</link>
	<description>Türkiye&#039;nin Enerji Hukuku Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 06 Dec 2025 19:55:51 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
	<item>
		<title>Yazar: editör</title>
		<link>http://www.istasyonlaw.com/isteyene-bireysel-muafiyet-sarttir/comment-page-1/#comment-587</link>
		<dc:creator>editör</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 08:14:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.istasyonlaw.com/?p=536#comment-587</guid>
		<description>Sayın bayiler, yukarıdaki yazı, olması gereken noktasındaki bizim görüşümüzdür. Ancak bu konuda görüşüne başvurduğumuz Rekabet Hukuku uzmanları bunun uygulanmasının mümkün olmadığını belirttiler. Zira 4054 sayılı Kanun&#039;un 5. maddesindeki koşullar birlikte oluşmadan bireysel muafiyet tanınması olanaksızdır.

İlgililerin belirttikleri görüşleri şöyledir:

&lt;em&gt;&quot;Rekabet Kurulu bayileri değil piyasalardaki rekabeti korumak için hareket etmektedir. Rekabet Kurulunun ilgili kararlarının bayiler lehine sonuç doğuruyor-doğuracak olması hususu tek başına Rekabet Kurulu kararlarına hiçbir şekilde gerekçe teşkil edemez. Yani sürecin bayilerin lehine cereyan etmiş olması bir hedeften ziyade bir sonuçtur. Kaldı ki uzun süreli sözleşmeler nedeniyle yüksek menfaatler elde etmiş olup da bu süreçten önemli ölçüde olumsuz etkilenmiş bayiler olduğu da bilinmektedir. 
 
Bildiğiniz gibi Rekabet Hukukunun bizatihi varlık sebebi, teşebbüslerin sözleşme serbestîsine müdahaledir. Bu sözleşmeler (esasen anlaşmalar kavramıdır) ister yatay, ister dikey anlaşmalar şeklinde bağlansın, rekabeti kısıtlayıcı bir hüküm ya da sonuç içerdiği ölçüde rekabet hukuku kapsamında müdahaleye konu olacaktır. Özellikle sonuç rekabetin gereğinden fazla kısıtlanmasına yol açmakta ise, bu durumda tarafların iradeleri fazla bir önem arz etmez. Yani tarafların rekabeti kısıtlayıcı anlaşmayı karşılıklı rızaya dayanarak kaleme almaları cezanın takdirinde (ve çok büyük ihtimalle cezayı artıracak nitelikte) bir sonuç doğuracaktır. Buradan yola çıkacak olursak: Rekabet Kurulu, mehaz mevzuat ve uygulamalarla da genel kabul görmüş şekliyle, münhasır alım yükümlülüğü içeren dikey anlaşmaların 5 yıldan uzun süreli olmalarını yasaklayan bir Tebliğ çıkarmıştır. Dolayısıyla bunun anlamı, 5 yıldan uzun süreli rekabet etmeme yükümlülüklerinin, dikey anlaşmaların yol açtığı olumlu sonuçları (etkinlik artışları vb.) bertaraf edecek derecede rekabeti kısıtlayıcı etki gösterdiğinin genel bir kabul olduğudur. Bu nedenle, 5 yıldan uzun süreli rekabet etmeme yükümlülüğü içeren bir anlaşmanın (ki akaryakıt bayilik anlaşmaları bu şekildedir) tarafların rızasıyla dahi olsa 5 yıldan uzun süreli olarak düzenlenmemeleri asıldır. Bunun tek istisnası bahsettiğiniz bireysel muafiyet müessesidir –ki bu muafiyet nasıl verilebileceğine ilişkin koşullar, Kanun’un 5. maddesinde açıkça sayılmıştır. 
 
Sonuca gelecek olursak: Rekabet Kurulu 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki şartların tamamını birden karşılamayan hiçbir anlaşmaya, sırf taraflar anlaşmanın 5 yıldan uzun süreli olmasına rıza gösteriyor diye bireysel muafiyet tanıyamaz. Nitekim ardı ardına reddedilen bireysel muafiyet taleplerine ilişkin Kurul kararlarında (örneğin Total dosyası ve devamı) bu durum gerekçeleri ile birlikte son derece detaylı olarak açıklanmıştır.&quot;&lt;/em&gt; 

Not: Bu açıklamalarda dikkatimizi çeken konu, Rekabet Kurulu&#039;nun verdiği kararlarda, iki tarafın açık rızasına rağmen 5 yıldan fazla sözleşmeye devam edilmesi halinde soruşturma yapılacağı belirtilmesine rağmen, uzman görüşleri bunun da mümkün olmadığı şeklindedir. Yani taraflar rıza gösterseler de 5 yıldan uzun olmaması asıldır. 

Bize göre bu görüş, Kanunun maksadını aşan bir görüştür.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın bayiler, yukarıdaki yazı, olması gereken noktasındaki bizim görüşümüzdür. Ancak bu konuda görüşüne başvurduğumuz Rekabet Hukuku uzmanları bunun uygulanmasının mümkün olmadığını belirttiler. Zira 4054 sayılı Kanun&#8217;un 5. maddesindeki koşullar birlikte oluşmadan bireysel muafiyet tanınması olanaksızdır.</p>
<p>İlgililerin belirttikleri görüşleri şöyledir:</p>
<p><em>&#8220;Rekabet Kurulu bayileri değil piyasalardaki rekabeti korumak için hareket etmektedir. Rekabet Kurulunun ilgili kararlarının bayiler lehine sonuç doğuruyor-doğuracak olması hususu tek başına Rekabet Kurulu kararlarına hiçbir şekilde gerekçe teşkil edemez. Yani sürecin bayilerin lehine cereyan etmiş olması bir hedeften ziyade bir sonuçtur. Kaldı ki uzun süreli sözleşmeler nedeniyle yüksek menfaatler elde etmiş olup da bu süreçten önemli ölçüde olumsuz etkilenmiş bayiler olduğu da bilinmektedir. </p>
<p>Bildiğiniz gibi Rekabet Hukukunun bizatihi varlık sebebi, teşebbüslerin sözleşme serbestîsine müdahaledir. Bu sözleşmeler (esasen anlaşmalar kavramıdır) ister yatay, ister dikey anlaşmalar şeklinde bağlansın, rekabeti kısıtlayıcı bir hüküm ya da sonuç içerdiği ölçüde rekabet hukuku kapsamında müdahaleye konu olacaktır. Özellikle sonuç rekabetin gereğinden fazla kısıtlanmasına yol açmakta ise, bu durumda tarafların iradeleri fazla bir önem arz etmez. Yani tarafların rekabeti kısıtlayıcı anlaşmayı karşılıklı rızaya dayanarak kaleme almaları cezanın takdirinde (ve çok büyük ihtimalle cezayı artıracak nitelikte) bir sonuç doğuracaktır. Buradan yola çıkacak olursak: Rekabet Kurulu, mehaz mevzuat ve uygulamalarla da genel kabul görmüş şekliyle, münhasır alım yükümlülüğü içeren dikey anlaşmaların 5 yıldan uzun süreli olmalarını yasaklayan bir Tebliğ çıkarmıştır. Dolayısıyla bunun anlamı, 5 yıldan uzun süreli rekabet etmeme yükümlülüklerinin, dikey anlaşmaların yol açtığı olumlu sonuçları (etkinlik artışları vb.) bertaraf edecek derecede rekabeti kısıtlayıcı etki gösterdiğinin genel bir kabul olduğudur. Bu nedenle, 5 yıldan uzun süreli rekabet etmeme yükümlülüğü içeren bir anlaşmanın (ki akaryakıt bayilik anlaşmaları bu şekildedir) tarafların rızasıyla dahi olsa 5 yıldan uzun süreli olarak düzenlenmemeleri asıldır. Bunun tek istisnası bahsettiğiniz bireysel muafiyet müessesidir –ki bu muafiyet nasıl verilebileceğine ilişkin koşullar, Kanun’un 5. maddesinde açıkça sayılmıştır. </p>
<p>Sonuca gelecek olursak: Rekabet Kurulu 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki şartların tamamını birden karşılamayan hiçbir anlaşmaya, sırf taraflar anlaşmanın 5 yıldan uzun süreli olmasına rıza gösteriyor diye bireysel muafiyet tanıyamaz. Nitekim ardı ardına reddedilen bireysel muafiyet taleplerine ilişkin Kurul kararlarında (örneğin Total dosyası ve devamı) bu durum gerekçeleri ile birlikte son derece detaylı olarak açıklanmıştır.&#8221;</em> </p>
<p>Not: Bu açıklamalarda dikkatimizi çeken konu, Rekabet Kurulu&#8217;nun verdiği kararlarda, iki tarafın açık rızasına rağmen 5 yıldan fazla sözleşmeye devam edilmesi halinde soruşturma yapılacağı belirtilmesine rağmen, uzman görüşleri bunun da mümkün olmadığı şeklindedir. Yani taraflar rıza gösterseler de 5 yıldan uzun olmaması asıldır. </p>
<p>Bize göre bu görüş, Kanunun maksadını aşan bir görüştür.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
